Eyl
06
2010
0

2005 Yılında…

2005 yılında, Orta Asya’daki Aral Gölü’nün kuzey bölümünün tamamen kurumasını önlemek amacıyla mühendisler, 6 metre yükseklikte ve 13 kilometre uzunlukta bir set yapmaya başladılar.Bir zamanlar dünyanın en büyük dördünce gölü olan Aral, bugün dünya sularında yaşanan yıkımın canlı bir örneği konumunda.Sovyet yetkililer, bu gölü besleyen iki nehrin pamuk tarlalarını sulamakta kullanılmasının daha yararlı olacağına karar verdikten 50 yıl sonra Aral, sularının yüzde 80′ini kaybetmiş bulunuyor.

Göl ikiye bölündü: Kuzeyde küçük ve güneyde daha büyük bir göl.Balık türlerinin çoğu ve 60 bin balıkçının geçim kaynağı yok oldu.Sular çekilince açığa çıkan göl yatağındaki milyonlarca ton tuz ve toz, içlerindeki böcek ilacı artıklarıyla birlikte rüzgarda savrularak havayı ve toprağı kirletiyor. ” Afet Bölgesi ” nde yaşayan 3 milyon insanda kanser, solunum yolu hastalıkları, kansızlık ve diğer hastalıklar çok sık görülüyor.Binlerce insan da bölgeden ayrıldı.

Set art arda gelen bu beklenmedik sonuçları durdurmayı amaçlayan umutsuz bir girişim.Yetkililer Küçük Aral’ın su seviyesinin 3 metre yükseleceğini, kurumuş göl yatağının yaklaşık 1000 kilometrekaresinin yeniden suyla dolacağını, yağışların artacağını, toz fırtınalarının azalacağını umuyor.Fakat bu set de aslında doğaya karşı oynanan bir kumar.Küçük gölü yeniden canlandırma olasılığı var ama aynı zamanda büyük gölü daha da küçültüp çevresindeki sorunları katlayarak arttırabilir.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Aro in: BHT'den |
Eyl
06
2010
0

Lets Be a Realist…

We are living in a system. In this system there are powerful politicians and more powerful companies, and it is called as Company Aristocracy.

This system is a control freak. They dont want you to think different from their thoughts, they do everything to make you stupid to not think different. They have cops, puppet politicians, intelligence agencies, soldiers, money, religion prayers, assasins, censors, professionel hypnosis maker press etc.

What about you?

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Aro in: International |
Eyl
06
2010
0

Kapitalizm Savaşta da Barışta da Öldürür!

Bir kapitalizmdir gidiyor sayfamızda. Niye bu kadar bahsedilir, yazılır, çizilir diyorsanız bizlerin hayatına hükmeden sinsi güçler varsa bunu da herşey çok güzel ve öyle de olacak ayaklarında yapıyorlarsa da şöyle bir bakmak gerekir diye düşünüyorum. Nedir bu? Bence en kısa tanımı bize bilinçaltı olarak verdikleri mesaj herşey toz pembe,benim için değerlisin mesajı reelde ama senin yaşamının ne önemi var, beni harca, tüket, düşünme, cinsel dürtülerinle hareket et, daha çok çalış ki bana daha çok hizmet et!! Bence en kaba ama sade tanım bu.

Yaşadığımı kısa bir olayı paylaşmak istiyorum.Kredi kartımı kapatmak için bankayı aradığımda adamlar sanki şok yaşadılar.Nasıl yani bu sistemden çıkmak mı istiyorsun dediler resmen.İptal etmeyin şu kadar bonus verelim,olmazsa sevdiklerinizi sevindirelim şu kadar kontür yükleyelim.Bir an bankayı değilde promosyon ürün satan bir yeri aramış gibi hissettim.Çünkü öyle.Olmadı iptal etmeyin belki lazım olur kenarda dursun dediler.Şaka gibi bir konuşmaydı.Ama çabaları bana büyük bir haz verdi doğrusu.Aslında ne kadar da bana muhtaçlar,ben olmazsam olmaz diye düşündüm.Çünkü her birey uyandıkça onlar biraz daha ölüyor.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Aro in: BHT'den |
Eyl
06
2010
0

Halen Dünyadaki Gıdaların Yaklaşık % 40′ı…

Halen Dünyadaki Gıdaların Yaklaşık % 40′ı, ekili alanların sulama yapılan %18 lik kısmından elde ediliyor.Sulama 5.000 yıldır gıda güvenliğinin temel taşlarından birisi.Fakat tarım nehirlerden ve aküferlerden çekilen suyun aslan payını alarak ( dünya genelinde %70 ve gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık %90 ) sulama yapılan tarlalar, büyüyen kentler ve baskı altındaki ekosistemler arasında ciddi bir su rekabeti yaratıyor.

Neyse ki sulamayı daha verimli hale getirmek için büyük olanaklarımız var.Barajlarda tutulan, rezervuarlarda depolanan, kanallarla iletilen ve tarlalara akıtılan suyun hemen hemen yarısı altında tahıllara yararlı olmuyor.Bu suyun bir kısmı buharlaşarak yok oluyor ( Sözgelimi Nil Nehri’nin %12′si Mısır’daki Nasser Gölü’nde buharlaşıyor ), bir kısmı kanallardan sızarak yeraltı sularına karışıyor, bir kısmı da tarlaların yakınlarındaki derelere karışarak derenin aşağı kesiminde bir başka çiftçi tarafından kullanılıyor.Fakat su nereye giderse gitsin, bu verimsiz tüketim daha çok sayıda büyük baraj ve kanalların yapılmasına, tarlaların tuzlanmasına, nehirlerin ve yeraltı sularının tarımsal kimyasallarla kirlenmesine, su ekosistemlerinin genellikle daha fazla zarar görmesine neden oluyor.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Aro in: BHT'den |
Eyl
05
2010
0

KARBON DÖNGÜSÜ

KARBON DÖNGÜSÜ

Canlı maddenin esas yapısını karbon oluşturur. Canlıların başlıca karbon kaynağını ise karbondioksit oluşturmaktadır. Karbondioksit, yeşil bitkiler tarafından fotosentezde kullanılarak organik maddelerin yani karbonhidratların yapısına girer. Bu sırada oksijen açığa çıkar.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen CananYucel in: Canan Yücel |
Eyl
02
2010
0

AZOT DÖNGÜSÜ

AZOT DÖNGÜSÜ

Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için nasıl oksijen ve karbondioksite ihtiyaç duyuyorlarsa, büyümeleri için de azota ihtiyaç duyarlar.

Azot,renksiz, kokusuz, tatsız ve atıl bir gazdır. Dünya atmosferinin yaklaşık %78’ini oluşturur. Tüm canlı dokularında bulunur. Ayrıca amino asit, amonyak, nitrik asit ve siyanür gibi önemli bileşikler de oluşturur.

Bitkiler azotu gaz halinde kullanamazlar. Başka maddelerle bileşik oluşturup gübre halinde verilir.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen CananYucel in: Canan Yücel |
Eyl
01
2010
2

Köpek yavrularını böyle nehre fırlattı

Hırvatistan’da köpek yavrularına nehre fırlatan İngiliz kıza ölüm tehditleri yağıyor.

İngiliz kızın köpek yavrularını canlı canlı nehrin azgın sularına fırlatırken çekilen görüntüleri, İngilizler ve Hırvatları ayağa kaldırdı. Hırvatistan’da çekilen ve internette milyonlarca kişi tarafından izlenen görüntüler, hayvanseverlerin sert tepkisine yol açtı. Genç kıza ölüm tehditleri yağıyor.

Köpek yavrularını böyle nehre fırlattı

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Aro in: Haberler |
Eyl
01
2010
0

Renewable energy

Renewable energy is energy which comes from natural resources such as sunlight, wind, rain, tides, and geothermal heat, which are renewable (naturally replenished). In 2008, about 19% of global final energy consumption came from renewables, with 13% coming from traditional biomass, which is mainly used for heating, and 3.2% from hydroelectricity.[1] New renewables (small hydro, modern biomass, wind, solar, geothermal, and biofuels) accounted for another 2.7% and are growing very rapidly.
The share of renewables in electricity generation is around 18%, with 15% of global electricity coming from hydroelectricity and 3% from new renewables.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Aro in: International |
Eyl
01
2010
0

An Average American

An average American..

An average American consumes 5 thousand liters of water during an ordinary day; of course he does not do this by drinking it but by accepting the typical American “eating” habit. Obviously wheat, rise, corn and other soft commodities need a great amount of water in their growing period. 1-3 thousands of liters of water through rain , irrigation or both is needed to grow one 1 kilogram grain. As the nourishment habit consists mainly of food of animal origin (for example cattle meat which needs 20 times more water per calory than wheat and which is fed with grain) as in the USA , the consumption of water in nourishment increases.

On one hand these figures meet the food demand of the growing population, on the other hand they give information about the difficulty of perpertuating the ecological balance on land and in fresh waters. 10% of the global food production still depends on the excessive regression of subterranean waters. In India , where millions of wells have dried, these figures reach 25%. This water shortage is like a bomb about to explode in the middle of the food industry and the question from where the water for food production shall come in the future is still unanswered.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Aro in: International |
Ağu
31
2010
1

CUMHURİYETİN SEKSEN YILINDA TARIMDA GELİŞİM VE DEĞİŞİM – 1

1. TARIM VE TÜRKİYE

Türkiye’de bilgili-bilgisiz, ilgili-ilgisiz bir çok çevrenin sorumsuzca hüküm verdiği sektörlerin başında tarım geliyor. Ekonomiden-toplumsal yaşama, sanayiden-ticarete, eğitimden-sağlığa, enerjiden-ulaştırmaya, hatta futboldan-basketbola kadar her konuda uzman bir kısım zevat, kuşattıkları ekran ve sütunlarda hemen her gün, tarıma ve üreticiye karşı saldırgan hatta hasmane bir tutum sergiliyorlar.

“Tarım geri kalmıştır. Tarım Türkiye’ye engeldir. Ekonomiye yüktür. Hazineyi batırmıştır. Köylü kentliyi sömürmektedir” ve benzeri gerçek saptırıcı, etik dışı bir propaganda, neo-liberalizm ve küreselleşme diye yutturulan, üretimsiz-insansız ekonominin yerli sözcüleri tarafından üstelik toplum kesimlerini birbirine düşman yapacak sorumsuz bir kışkırtıcı üslupla pompalanmaktadır.

Herkesi cahil, kendilerini her konuda alim sanan bu çevreler, “köylü kentliyi sömürüyor” derken, tüketicinin ödediği tarım ürünü fiyatının, yüzde yetmişinin üretim sonrası pazar rantlarından oluştuğunu bilmezden geliyorlar. Et, süt, meyve ve sebze gibi temel besin maddelerinin hiç birisinde, piyasa yapısını bozduğu ve yükselttiği iddia edilen taban destekleme fiyatı uygulaması olmadığını görmezden geliyorlar. Ekmek ve şeker gibi tarım kökenli işlenmiş ürün fiyatlarının, daha çok sanayi ve ticaret süreci rantlarından doğduğunu anlamazdan geliyorlar. Toplam tüketicinin en az yüzde kırkının zaten köylü olduğunu, bilerek söylemiyorlar.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen Oğuz Tutal in: Oğuz Tual |

BHT Bilincli Hippiler Toplulugu Aro